Uzun zaman oldu burada yayın yapmayalı.. Gerçi bir taraftan Facebook sayfamızda bol bol paylaşımlı muhabbetler devam ediyor ama burada içini dökmenin tadı da bir başka. Sanki eski kız arkadaşlarınla buluşmuşsun da, sabahtan akşama çay kahve içip ne var ne yok akşama kadar çene çalmışsın gibi:)
Aslında bütün geceyi, iki aynı marka cihazı birbirinin bağlantılarını kullanarak internete çıkmalarını sağlamak için uğraşmakla geçirince, kendimden bu yazı performansını beklemiyordum. Gel gelelim, burası da bir sorumluluk, bir yayın mecrası, boşlamak olmaz!
Sevgili arkadaşım Ayşe' ciğimin çok beğendiğimi öğrendiğinde, büyük bir jest yaparak bana hediye ettiği bir Hatko Kuyumculuk Çerkes kemerini takmamla başladı bu yazının hikayesi.. O kadar güzel ve çekiciydi ki, bu kemeri herhangi bir elbiseyle kullanamazdım. İşe kumaşı seçerek başlamalıydım. Bir sabah uzun zamadır merak edip de bir türlü gidemediğim semtimiz kumaşçısının kapısını çaldım. Kumaş mağazasının sahibi, eski Eminönü kumaşçılardan, çok şık giyinen, benim gibi kumaş aşığı, yaşı epey ilerlemiş bir beyefendi idi. Mağazanın içinde "aaaaaaaaayy bu da çoook güzeeel", "yok yok o kadar da değiiiilll", "aman Allah' ımmm", "nolur onu çıkarmayın, yeterrr" diye diye uzunca bir süre geçirdikten sonra, müstakbel elbisem için ünlü bir markanın çok değerli yünlü bir kumaşını seçtim. Üstelik yünlü olmasına rağmen, yıkandıktan sonra hiç çekmediğini görünce daha da memnun oldum.
Çıkış noktam bir Çerkes erkek kemeri olunca, elbisemi maskülen ve geleneksel Çerkes kıyafetlerinin detaylarını da içerecek şekilde tasarladım. Düğmelerini geleneksel Çerkes erkek gömlek ve çerkeskalarında kullanılan düğmelere benzer şekilde elimde yaptım. Tam zamanında bir kokteyle yetişince de, yeri ve zamanıdır deyip ilk kez orada giydim. Ben çok sevdim ve rahat ettim.
Kemerimin ve elbisemin detaylarını da sizin için burada görüntüledim. Bakalım beğenecek misiniz?
Benden bugünlük bu kadar.. Şu an blogger' ın görüntülerimin kalitesini bu kadar bozmasına çok kırılmış ve darılmış olsam da, malesef elimden bir şey gelmiyor, üzgünüm.. Saatlerce uğraşıp güzel görüntüler alıp, buraya yükledikten sonra kalitelerinin bu kadar bozulduğunu görmek çok sinir bozucu:(( Kusurumuza bakmayın diyeceğim mecburen..
Görüşmek üzere
BB
tesettür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tesettür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Ocak 2014 Salı
30 Eylül 2013 Pazartesi
Dünya markaları bize göre neler yapmış bakalım?
Size bu yazıyı ağaçlar altında bir
kafeden yazıyorum. Yeni taşındığım bu yerde sanırım tüm
ahali burayı evleri sanıyor, 7/24 buradalar:) Yan masadaki
teyzelerden biri birazdan bulaşığa girip, çıkışta tezgahı
silerek masaya dönecek gibi duruyor. Garsonlar desen zaten, "O tabaktakini bitir de yıkansın" modundalar, bir müşteri - çalışan ilişkisi mümkün değil:) Hayır sanmayın ki ben de her gün
kafelerde keyifteyim, o öyle değil. Ev hayatı bende limitli
kullanımda, bir süre sonra duvarlar üstüme üstüme gelmeye
başlıyor. İnsan oğlu işte; yoğun iş hayatında eve gidemiyorum
diye ağlar işten ayrılır, evde olunca da kendimi nasıl dışarı
atsam diye döner durur. E ben de insanlıktan nasibimi almışım
çok şükür:)
Malum ortamda, üzerimde rahat bol bir
kot pantolon, kot bir gömlek, koşu ayakkabılarım -erkeklerin niye
her yerde bunları giydiğini ben de giymeye başladıktan sonra
anladım, çok fena- ve hava geçirebilme özelliğine sahip(!) viskon eşarbım
var. Böyle bir rahatlığın son günlerini yaşıyoruz bu güzel
Eylül ayında. Yakında herkes nispeten rahatsız ve biraz daha
klasik kıyafetlere geçiş yapacak. Böylece benim için de daha
fazla etek giydiğim zamanlar başlayacak. Çizme ve eteği bir arada
kullanmayı çok seviyorum. Malum, kışları karda yağmurda uzun
etek giymek zor oluyor. Eğer çalışan biriyseniz, o çamurlu ve
ıslak hallerle günü geçirmeniz mümkün değil. Bu yüzden ben
genellikle pantolon veya bileğin bir karış üzerinde biten etekler
giymeyi tercih ediyorum pek çoklarımız gibi.
Bahsettiğim boyda bir sürü eteğim
var – dı! Daralların geldiği bir günde dolabımda katliam yapıp, neredeyse kıyafetlerimin yarısını ihtiyacı olanlara verilmek
üzere gönderdim. Pişman değilim! Bu sene bana bol bol iş çıkacak
gibi duruyor:)
Bloglarda bir kaide vardır: az laf,
çok fotoğraf. O zaman, BB Trend sonbahar kreasyonu çalışmaları
(!) devam ederken, ben sizi dünya markalarının 2013 sonbahar
kreasyonlarıyla baş başa bırakayım.
Kah çılgın saçlı, kah kötü
bakışlı, kah şuh ablalarımızın(aslında pek çoğumuzun yarı
yaşındadır ya o kızcağızlar, neyse biz kendimizi ablalar diye
rahatlatalım:)) taşıdıkları bu kıyafetlere bakıp, hadi canım
bunun neresi tesettür Allah aşkına demeyiniz. Tabi ki hepsi
tesettüre uygun değil! Azıcık hayal gücüyle o fotoğraflara
bakarsanız, tesettüre uygun nasıl güzel elbiseler canlanacak
gözünüzde kim bilir.. Bir bildiğim var benim, dinleyin beni:)
Hadi buyrun bakalım ->
Çok başarılı!
Klasikler durduk yerde klasik olmuyor..
Ayakkabılara dikkat diyorum!
Demeyeyim dedim ama kendimi tutamayacağım, şimdi bu saç pazartesi sendromunu gidermez de napar:))) Neyse biz sanatçının işine fazla karışmayıp kostüme odaklanalım..
Çerkes kemerlerini veya büyük tokalı kemerlerini nasıl kullanacağına karar veremeyen arkadaşlarıma gelsin bu fotoğraf:) Gerçekten çok güzel
Trençkot çok güzel de, çizmedeki işçilik trençkottakinden daha fazla değil mi?
Pantolonda volan, Türkiye beden ortalamasına ters ama, bir bütün olarak fena değil
Bu tasarımcının iddialı olmak konusunda engin tecrübesi olduğuna kanaat getirdim
Ama neyse ki sade de olabiliyor istediğinde:)
Bir çantafan olarak bu karede en çok çantayı ve rengini sevdim
Bu yukarıdaki iki arkadaş da, az öncekiyle akraba olsa gerek:)) Ama sadece saça başa odaklanmayın, ceket güzel Allah için
Eğer sendroma biraz olsun iyi geldiysek, bunlar dünya markalarının neler yaptığı idi... 2013 BB Trend Sonbahar fotoğrafları ise yakında geliyor, bekleyin - (beklentiyi yükseltmenin bu kadarına da pes diyorum) :)
[daralsız ve giyecek hiç bir şeyi yok]BB
Etiketler:
abiye elbise
,
ceket
,
elbise
,
kazak
,
stil önerisi
,
tesettür
,
tesettür abiye
,
tunik
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)













